canlı-cansız

canlı-cansız
top. Həm canlılar, həm cansızlar, hamısı. Gecələr canlı-cansız uyurkən dərin-dərin; Fəqət sən mənim kimi uyumazsan doyunca. M. Müş..

Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti. 2009.

Игры ⚽ Поможем решить контрольную работу

Look at other dictionaries:

  • cansız — sf. 1) Canını yitirmiş, ölmüş Cansız bir kuş. 2) Canlı olmayan (varlık), camit 3) zf., mec. Güçsüz, mecalsiz bir biçimde Nil in deminden beri avucumun içinde cansız duran eli kımıldadı, parmaklarımı sıkıyor. R. H. Karay 4) mec. İlgi uyandırmayan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • arslan postunda, gönül dostunda — canlı, cansız her şeyin bir yakışığı vardır, insan onları bu durumda görmek ister anlamında kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • halk bilgisi — is. Halk biliminin, çevreyi oluşturan canlı, cansız doğal nesnelerle ilgili inanç ve uygulamaları konu alan dalı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ÂDETULLAH — (Sünnetullah da denir.) Tabiatta canlı cansız bütün varlıkların nasıl hareket edeceklerini belirliyen Allah ın emirleri, O nun koyduğu değişmez düzen. Meselâ oksijenle hidrojenin birleşmesinden su meydana gelir. Işık, geldiği açıya eşit bir açı… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • cəmadat — is. <ər.> klas. Cansız təbiət. Əkin yeri iki qisim şeydən əmələ gəlib: birisi cansız şeydən, yəni cəmadatdan və birisi canlı şeydən, yəni heyvanat və nəbatatdan məxluq olan şeylərdən. (Qəzetlərdən) …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • ad — 1. is., ddi, Ar. ˁadd 1) Sayma 2) Sayılma Birleşik Sözler addetmek addolunmak 2. is. 1) Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim: Çocuk, kedi, ağaç, düşünce, iyilik, Ahmet, Ertuğrul birer addır 2)… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bomba — 1. is., den., İt. bomba Yan yelkenlerin alt yakasını gerip açmak için kullanılan yatay seren 2. is., İt. bomba 1) Canlı veya cansız hedeflere atılan, içi yakıcı ve yıkıcı maddelerle doldurulmuş, türlü büyüklükte patlayıcı, ateşli silah Çok sayıda …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • cansızlaştırmak — i 1) Cansız duruma getirmek 2) tıp Bir dişin canlı dokusunu yok etmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • doğa — is. 1) İnsan faaliyetlerinin dışında kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç, canlı ve cansız maddelerden oluşan varlığın hepsi, tabiat Deniz de pisliği doğa yoluyla temizleyemez oldu. H. Taner 2) Bir kimsenin eğilimlerinin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • fetiş — is., top. b., Fr. fétiche 1) İlkel toplumlarda doğaüstü bir güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne, tapıncak, put 2) Uğurlu sayılan şey 3) mec. Tapınırcasına sevilen şey veya kimse …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”